Ara
  • Şebnem Şen Aydın

TOLERANS

Hepimiz gökyüzüne aynı anda aynı yerden baksak bile her birimiz mutlaka farklı anlamlar algılayabiliriz.

Fiziksel varlıktaki tanımda örneğin gündüz ise eğer ben mavi derim mesela, sen de mavi dersin, ancak ikimizin mavi tonu asla birbirini tutmaz.

Hatta oradaki küçücük bulutu sen farkedersin ve bir şekile benzettiğini paylaşırsın benimle; o sırada ben başka buluta bakıp onu başka bir şekile benzetmeye çalışırken senin haberin olmadan…

Gece ise hele bir de, siyahın tonu bile farklı algılanırken; yıldızların, gezegenlerin yaydığı ışıkları dahi farklı şekillerde algılayabilir ve anlamlandırabiliriz ikimiz ayrı ayrı.

Mesela o aynı gökyüzüne baktığımız anda ruh halimiz ve mutluluk titreşimimiz düşük ise birimizin “mavi ama fırtına geliyor” deriz, veya ne bileyim “gerçekten çok karanlık bu akşam” diyebiliriz bir diğerimizin gördüğü yıldızların o andaki fiziksel gerçekliğimizde olmamasından dolayı…

Bazen pırıl pırıl güneş görüntüsü senin içine yaşam sevinci vereceği yerde gözlerini inanılmaz rahatsız edebilir; yanındaki bensem eğer fütursuzca “o zaman gözlük tak!” diyebilirim ve senin hayatın boyunca bir gözlüğün olmamış olabilir ben de bunu bilmiyor olabilirim… Hatta o kadar ki senin, o andaki hayatına kadar bir gözlüğe dokunma imkanın bile olmamış olabilir ve ben hala bunu bilmiyor olabilirim.

Tüm farklılıklarımıza rağmen “hadi!” dediğinde yaşam; çoklu boyutların olasılığına izin verebilmek adına; yaşanmışlıklarımızın maksimum toleransının önünde durmamayı seçebiliriz belki de?

Bir de kimin olursa olsun, her yaşanmışlığa birer birer değer vererek; hep beraber başımızı yukarı kaldırmamız, kaldırabilmeyi başarmamız değil midir önemli olan?

Her boyutta ve tüm yaşamlarda… Sevgi ve ışık ile…

5 görüntüleme
  • YouTube
  • Instagram
  • w-facebook